Ana sayfa / Genel / Google Pazarında Tutunmak

Google Pazarında Tutunmak

‘’Tak tak! Google orada mısın?’’

Heyecan verici fikrimizi cebimize koyarak yola çıktık. İlk kimin kapısını çalacağız? Muhtemelen başlığı okudunuz ve cevabı biliyorsunuz. Evet, doğru cevap Google!

Eğer özel olarak hedeflediğiniz Rusya veya Çin gibi bir pazar yoksa çalışmanız gereken kapı Google’ın. Hatta bu ülkeleri hedefleseniz dahi yine Google önemli bir veri havuzu. Burada Google üzerine biraz konuşmakta fayfa var. Google nedir? ‘’Bir arama motoru.’’ Doğru cevap. Peki Google kullanarak ne buluruz? ‘’İnternet sitelerindeki bilgileri.’’ Evet, bu da doğru fakat eksik bir cevap.

Google kullanarak sadece internet sitelerindeki bilgileri değil aynı zamanda insanların Google’da ne arattıklarını da bulabiliriz. Hatta bunları hangi sıklıklarla, hangi coğrafyalardan arattığı bilgisine ulaşabiliriz. Çoğu insanın artık Google’da arama kısmına istediği şeyi yazmak yerine, gelen önerilere göre seçim yaptığını fark etmişsinizdir. Örneğin Aaron Swartz’ın neden hayatını kaybettiğini merak eden biri bunu araştırmak için Google’a Aaron Swartz yazdığınızda otomatik tamamlama sorgusu ‘’Aaron Swartz niye öldü’’, ‘’Aaron Swartz neden vefat etti’’ gibi bir sorgu ile arama yapmayacaktır.

 

Aynı şekilde ünlü bir kişiyi araştırdığınızı düşünelim. Kişinin adını arama motoruna yazınca yanında ‘’kızı’’ şeklinde bir otomatik tamamlama çıktığını gördünüz. Eğer vaktiniz varsa, hiç aklınızda yokken bu kişinin kızını araştırır mısınız, araştırmaz mısınız?

Google, sadece sitelerdeki bilgileri gösteren bir arama motoru değil, aynı zamanda kullanıcı tercihlerini ciddi şekilde etkileyen ve bu tercihleri yönlendiren bir okyanus.

Girişime başlamadan önce bu okyanusun dalgalarında sörf yapmaya, derinliklerine dalmaya hazır mısınız?

Kapıyı çalarak başlayalım.

‘’Tak tak! Google orada mısın?’’

 

Etrafta hangi balıkları görüyorsunuz?

Google okyanusunun derinliklerindeyiz. Rahat olun oksijen tüpümüzün hacmi sonsuz büyüklükte. Boğulma ihtimalimiz yok. Fakat etrafı yeterince hızlı incelemeliyiz çünkü okyanusu bizim gibi inceleyen on binlerce girişimci var. Etrafa baktığımızda her türden deniz canlılarını görüyoruz. Hemen üstümüzden geçen kardinal balığını gördünüz mü? Çok hızlı geldi ama aynı hızla gözden kayboldu. Bir saniye, orada ne var! Bu kadar oksijen tüpü neden bir araya gelmiş? Hepsi mavi bir deniz yıldızının etrafında. Şimdi anlaşıldı durum! Deniz yıldızının altında ‘’A Mark Zuckerberg Production’’ yazıyor. Oksijen tüplerini çeken Facebook’un cazibesiymiş. İşlem bu kadar fantastik olmasa da çok farklı değil. Devasa bir bilgi okyanusunda fikirler tıpkı balıklar gibi dolaşıyor. Etrafta hangi balıkları gördüğünüzü doğru gözlemlerseniz girişiminizi başarıya ulaştırma ihtimaliniz o kadar yüksek.

İlk sormanız gereken soru: ‘’Google’da fikriniz hakkında yeterince bilgi varmı? Başarılı olmak için doğru yerde, doğru zamanda, doğru kişilerle olmak gerektiği yıllardır söylenir. Sizin fikriniz çok iyi olabilir ama belki bu fikir için doğru zaman değildir.

 

Bir örnekle açalım. Marsa’ta 1 milyon kişilik şehir kolonisi kurulacağı konuşulmaya başlandı. Siz de bu durumu fırsata çevirerek Mars’ta yaşamak isteyenlere bilgi sunan, ayrıca kullanıcılar arasında da etkileşim sağlayan bir platform tasarladınız. Atmosfer yapısından, hava basıncına kadar birçok konuda bilgi veriyorsunuz.  Aynı zamanda kullanıcılar birbirleriyle Mars üzerine konuşuyor. Bu kulağa ne kadar cazip gelse, medyada haber olarak yer bulsa da, platformunuzdaki etkileşimler düşük kalabilecektir. Çünkü bu konuda hem yeterince detaylı bilgi yok hem de insanlar için bugün zaruri bir ihtiyaç değil. Dolayısıyla ‘’Mars esaslı sosyal medya platformu’’ bugün itibariyle Google okyanusunda çok ilgi çekici bir balık değil. Belki yakın gelecekte olabilir. Fakat bugünün şartlarına bakarak projeyi konumlandırmak daha anlamlı görünüyor. Biz de girişimimiz için Google’da genel bir arama yaparak yola çıkıyoruz. Eğer girişimin alanı insanlar tarafından ilgi görmüyor, konuyla ilgili içerik üretilmiyor, bu alanda ilgili soru sorulmuyorsa durup tekrar düşünmemiz gerekebilir. Aksi bir durum söz konusu ise ve konu zaten direkt veya dolaylı olarak ilgi çekici bir konumdaysa bir adım daha gidebiliriz.

 

 

 

 

Google akıntılarını fark ettiniz mi?

 

 

Okyanuslar uzaktan bakıldığında masmavi bir örtü gibi görülse de içerisinde birçok akıntı saklar. Suların kütleler halinde yer değiştirmesi bu akıntıları oluşturur. Google okyanusunun derinliklerinde insanların ilgisiyle ön plana çıkardıkları bilgi kütleleri de zamanla yer değiştirir. Tabiri caizse ‘’Google Akıntıları’’ oluşur

 

 

Dalgaların arasına karışın!

 

Google’ın arama yoğunluklarını gösteren trend hizmeti ilk gördüğüm andan itibaren beni etkilemişti. Algı ve gerçeklerin ne kadar farklı olduğunu insanın gözlerinin önüne seren bir araç… Bununla ilgili en güzel örneklerden birini Google vermişti. Suriye’de 2011 yılında çatışmalar başladığında insanların ‘’Suriye Devrimi’’ şeklinde arama yaparken, ilerleyen yıllarda sorgulamalarını ‘’Suriye İç Savaşı’’ şeklinde değiştirdiğini grafiksel olarak sunmuştu. Benzer şekilde ABD’deki grip aramalarına göre yine bir grip haritası çıkararak grafiksel olarak kullanıcılarıyla paylaşmıştı.

Google Trends, hangi kelimenin, nereden ve ne zaman, ne sıklıkla aratıldığını gösterir. Eskiden daha az istatistik sunarken, şu an saatlik istatistikleri dahi verebiliyor. Kim bilir ileride belki borsa için de kullanılabilir.

Girişimimize dönecek olursak; Google Trends önemli bir araç. Şöyle düşünelim; ‘’Kurutulmuş meyve’’ işine girmeyi düşünüyorsunuz ve bununla ilgili Google Trends’i kullanarak bir arama yaptınız. Karşınıza şöyle bir tablo çıktı: İnsanlar Türkiye’de kurutulmuş meyve üzerine yaklaşık olarak yılın sadece 3 ayı ‘’satın al’’ şeklinde sorgu gönderiyor. Geri adım mı atacaksınız yoksa bir B planınız var mı?

Şimdi Google Trends’i kullanarak nasıl dalgarın arasına karışacağınızı keşfedin.

Kuru meyve ile aynı anlama gelen İngilizce ‘’dried fruit’’ ve benzer sorguları yaptığınızda dünyanın farklı ülkelerinde aşırı bir talep olduğunu gördünüz. Türkiye’de pasif geçecek 9 ayı belirlediniz. Bu 9 ayın hangi ülkelerde yoğun talep yarattığını keşfettiniz. 3 Ülke belirlediniz. Her birine, en aktif olduğu 3 ayı ayırdınız. Bu ülkelere, anahtar kelime optimizasyonu ve sosyal medya kanallarını kullanarak ihracat yapma planınızı hazırladınız.

 

Sıra sizde! Girişiminiz ile ilgili anahtar kelimelerin hangi coğrafyadan, hangi zaman dilimlerinde aratıldığını Google Trends kullanarak detaylı bir şekilde inceleyin. Gece ve gündüz farkından, Google arama çeşidine kadar birçok seçeneği irdeleyin. Bilgi okyanusundasınız. Dalgaların arasına karışın.

 

Rakibiniz yoksa siz de yoksunuz!

Harika olduğunu düşündüğünüz fikirinizle yola çıktıktan sonra, Google başta olmak üzere arama motorlarını kullanarak ‘’Pazar Arama Yoğunluğunu’’ ölçümlediniz. Fikrinize dair anahtar kelimeleri de belirlediniz. Muhteşem! Peki, sırada ne var?

 

Öncelikle, rekabeti sever misiniz? Bu sorunun cevabını verirken muhtemelen birçok insan kararsızlığa düşecektir. İşin ilginci hepimiz bir rekabetin sonucunda gözlerimizi dünyaya açtık. Evet, rekabet ve rakipler insanın doğasında var. Peki, girişimin doğasında var mı sizce?

Rakamlar bu konuda oldukça acımasız. Yapılan bir araştırmaya göre, batan girişimlerin %42’si pazarda ihtiyaç olmadığı için batıyor. Farklı araştırmalardan çıkan pek çok sonuca göre de, bir girişimin batma nedenlerinin başında ‘’pazarda ihtiyaç olmaması’’ geliyor.

Pazar ihtiyacı ile rakip arasında çok yakın bir ilişki var. Diyelim ki bir fikir geliştirdiniz ve bu fikrin hiçbir rakibi olmadığını söylüyorsunuz. Üzgünüm ama muhtemelen fikrinizin pazarı da yok! Şöyle dediğinizi duyar gibiyim: ‘’Öyleyse ilk otomobil üreticisi Ford, neden başarılı oldu?’’ Aslında bakılırsa otomobil, at arabasına rakip olarak çıkıyor. Ayrıca insanların at arabası kullanırken kazandığı bir çok deneyimden faydalanıyor. Dolayısıyla fikrinizin bir rakibi olmasında mahsur yok, aksine bu güzel bir şey. Hatta eğer birkaç rakibiniz varsa, bu daha da güzel bir haber. Fikrinizin bir pazara sahip olduğunu gösteriyor. Elbette önünüzde zor bir yol var. Fakat batma sebeplerinde ilk sırada gelen ‘’pazar ihtiyacı olmaması’’ fırtınası artık sizi daha az etkileyecek.

 

 

- Bir önceki yazımız olan ATM’de Günlük Para Çekme Limiti Nasıl Arttırılır? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.


Benzer Yazılar

Ziraat Banka Kartı

ATM’de Günlük Para Çekme Limiti Nasıl Arttırılır?

ATM’de Günlük Para Çekme Limiti Nasıl Arttırılır? ATM üzerinden para transferi ve nakit para çekimi …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir